Mesele nedir?

Gösterim: 860

Hasan Ürkmez

 

Kimileri için hariçten gazel okumak gibi gelebilir. Ama öyle değil. Bu memleketin yıllarca yurtdışında yaşamaya mecbur bırakılmış bir çocuğu olarak yaptığım, hariçten gazel okumaktan çok, dışarıdan ülke meseleleri hakkında gözlemlerimi sunmak babında değerlendirilmelidir.

 

Öyleyse son uydurma haberle bismillâh diyerek işe başlayalım.

 

Bilindiği gibi delinin biri ortaya bir lâf attı, altında kaldı. Ne var ki, altında kalan sadece o olmadı. O’nunla birlikte CHP, onun kifayetsiz genel başkanı ve yanındaki karton adamlar, gazeteler, televizyonlarda günlerce bu meseleyi tartışan bilge(!)ler, siyaset uzmanları vesaire... hepsi birden bu yalan haberin arkasından söylenmedik söz, yapılmadık te’vil bırakmadılar.

 

Olay şu: Talât Atilla isimli bir gazeteci, ismini ölsem de açıklamam, dediği meçhul CHP’li tarafından ketempereye getirilerek asparagas bir haber yaptı. Yaptı ama aslında bu asparagasın arkasında saklanmak istenen bir takım kirli oyunların ve kirli adamların olduğu da ortaya çıktı.

 

Bunun nasıl ve hangi amaçla yapıldığı, sanırım yeterince tartışıldı.

 

Tartışılmayan çok önemli bir şey daha vardı, kimsenin aklına gelmeyen. Esasen bu tartışmalardan ortaya çıkan sonuç, Türkiye’nin fikir kadrolarının ne denli yetersiz ve ülkenin içinde bulunduğu hâle ve geleceğine dâir tahlîlî bir kabiliyetten yoksun olduğudur.

 

Herşeyden evvel Türkiye’nin gûya ana muhalefetinin içine düştüğü sefâlet asla iç açıcı bir durum değil. Bir ülkenin en uzun ömürlü partisi memleket yönetmek yerine, kendi makam ve mevkî hırsını tatmin etmekten öteye geçmeyen bir takım Ali-Cengiz oyunlarının içine giriyorsa, bu hem demokrasi adına, hem de Türkiye’nin istikbali açısından esef verici bir durumdur.

 

Yalan bir haber üretilerek ortalığı karıştırmaya yeltenmek, bunu yaparken yüzü kızarmamak, hiç ilişiği olmayan birilerini suçlamak (Muharrem İnce gibi) yetmiyormuş gibi bu komplonun Cumhurbaşkanı ve Külliye tarafından yapıldığını ısrarla iddia etmek, haklı dahî olunsa, suçlananların bu tartışmalara şu veya bu şekilde dahil olmaları ancak yukarıda değindiğim fikir eksikliğinden kaynaklanabilir.

 

Türkiye iki asra yakın bir zamandır sağlıklı düşünemiyor. Bunu esefle belirtmek gerekir. Bunun en bariz vasfı mensubu olduğunu iddia ettiğimiz görüşlerin bile yerli düşüncenin ürettiği kavramlar etrafında oluşmadığıdır. Sağcılık, solculuk, liberallik, milliyetçilik, islamcılık, cemaatçilik ve daha bilmem necilik, bütün bu isimlendirmeler bile, bize dışarıdan empoze edilen fikirlerin karşılık bulmuş farklı şekillerinden ibarettir. Akl-ı selim sahibi bir kaç insan varsa, bunun böyle olduğunu bilir ve söyler zaten.

 

Kendisi olamayan, kendi coğrafyasından, tarihinden, tecrübesinden ve bunlardan ürettiği akıldan hareketle bir dünya görüşü oluşturamamış insanlar topluluğu hâline geldiğimizi görmek gerekir. Uydurma, kasıtlı ve küçük hesapların habercisi bir durum karşısında alacağımız tavır böyle bir şahsiyetsizlik belirtmemeliydi. Aksine elinin tersiyle bir kenara itilecek bir şey olmalıydı.

 

Kimin ne dediği, ne yaptığı veya yapmak istediğinden ziyade, insanımız ve memleketimiz adına bu işin bizi vardıracağı bir yerin olmadığıdır.

 

Kendi küçük hesaplarına Türkiye’yi kurban ettiklerinin farkına varmayanların başında ise kurulduğu ilk günden beri Türkiye’nin menfaatine hizmet ettiği asla görülmemiş CHP gelmektedir.

 

CHP sadece budur işte...

 

Yaptığı ne kadar iş varsa, istisnasız tamamı, Türkiye topraklarında yaşayan insanların aydınlık geleceğine hizmet etmemiştir.

 

Bizi başkalarının boyunduruğu altında yaşamaya zorlayan, zaman zaman bunu başaran bir partinin bu tür küçük ve basit, ama o derecede de ihanet kokan seviyesiz eylemlerinin önüne geçmek için ne yapmak lazımdır?

Asıl düşündürücü olan ve sorulması gereken soru budur.

 

Bu soruya cevap verdiğimiz zaman yapılması kaçınılmaz olan ilk iş, CHP’nin kendi kendini tasfiye etmesidir.

 

Yok buna rağmen hâlâ direnecekse kolluk kuvvetlerince derhal derdest edilip Türk siyasî hayatından elinin eteğinin çektirilmesidir.

 

Mesele budur.

 

28 Kasım 2019